Sen de özlüyor musun geçen günleri?

 Sen de özlüyor musun geçen günleri?

“Zaman ne de çabuk geçiyor Mona, saat on ikidir söndü lambalar,

uyu da turnalar girsin rüyana, bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar” diyen Sezai Karakoç’u da yitirdik.

"O güzel insanlar o güzel atlara binip gitti", Yaşar Kemal'le, de bizim günlerimiz kaldı mı yerli yerinde?

Hafızamıza bile güvenmedik, ya şarkılara ya şiirlere ya da göz yaşlarımıza sakladık onları tutmak için,

Sıkı sıkı tutmaya çalıştıkça elimizden kayıp giden kumlar gibi şimdi anılar,

sahiplendikçe kaybediyoruz,

Günler geçmese bir dert, geçse ayrı dert oluyor içimize,

Bugünün kötülüğünden değil geçmişi özleyişimiz, geçmişin fiyakalı ve içli oluşundan,

Buram buram kokusu var geçmişin, keşke bir de sesi olsaydı,

Kasete, CD’ye, DVD’ye en olmadı whatsapp ses kayıtlarına sığan sesleri olsaydı,

İyi ki türküler var, “ah bu köy türküleri, ne yazanı belli ne düzeni… öleni, kalanı, gidip de gelmeyeni, ben türkülerden aldım haberi” diyen Bedri Rahmi’yi de yitirdik geçmişte,

Meğer yetmeden evvel yitmek, yitirmek gerekiyormuş,

Bazıları şanslı yitirmişler bazıları şanssız,

Geçmişi yitirse de bugün yan yana olabilenler şanslı,

geçmişle geçmişindekileri de yitirenler şanssız,

Hayatın adil olmayan yönüne felek mi deniyor, bazılarına kahpe bile olan felek,

feleğin çemberinden geçip geçmişi geri getiren bir teknolojiyi icat etseler bir gün,

kaç kişi geçmişten bugüne gelir acaba, kaç kişi geçmişe kilitlemeye çalışır kendini,

geleceğe koşa koşa gideceğini bile bile,

geçmiş geçmedi azizim, geçmiş içimize, hissimize, gönlümüze işledi,

o günler ile bugünü var etmiş olsak ta o günlerde kalanların hatırası bugün kendisini azalta azalta eksiliyor,

her yeni, eski bir geçmişin kolunu kanadını kırıyor,

eski günlerin tadı, şimdiki günlerin tadından çok daha güzel olduğundan değil,

biz şimdinin anısını geçmişle andığımızda da geçmişin rayihası saracak bizi,

ama hiç yitirdiğinle elinde olan bir olur mu,

insanız biz, ya elde edemediğimiz ya da yitirdiğimiz değerli olacak bizim için,

elimizdekinin kıymetini bilenlerden, yitirdiklerimizi özleyenlerden eyle ya rabbi…

Sesini, kokunu, bakışını, ağlayışını, sarılışını, her şeyini özledim hayat,

Aklım ermezken verdiklerini, delikanlı çağımdaki dertlerini, gençliğimin harelerini,

Sana borçlu olduğum iyi, kötü, her şeyi ve her kimseyi iyi ki çıkardın karşıma,

“ya sen bu ülkede doğmasaydın, ya ben aşkı herkes gibi herkes gibi bilseydim” diyen Şükrü abiyi yitirmedik neyse ki,

Neyse ki dostlarımızın yüzünde geçmişin izleri var,  neyse ki yerli yerinde duruyor tüm vahlandıklarımız,

Hangi şiirin esrarıyla bitirsem bu yazıyı bilemedim,

Daha birkaç dakika önce hissettiğim hüzünler bile geçmiş olmuşken şimdi,

Hangi şairin geçmişe ağıdını dilime dolasam bilemedim…

En iyisi mi bu yazıdan sonra herkes kendi geçmişinin türküsüne gitsin de bulsun kendini,

eşini, dostunu, kalanlarını, gidenlerini, defnettiklerini,

hepsine hüzünle bin selam, hüzünlü bir selam.

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar